“İç pazarda yerli üretim ve kapasite kullanım oranı artırılmalı”
OSD Başkanı Cengiz Eroldu, “Hem ana sanayi hem de tedarik sanayi tarafında daha verimli çalışmak ve rekabet gücümüzü, hayata geçireceğimiz verimlilik odaklı çalışmalarla desteklemek. Bu yaklaşım, sektörün sürdürülebilirliği açısından son derece kritik bir öneme sahiptir” dedi.
OSD 2025 yılı verileri kapsamında 2024 yılına göre yüzde 4 artış gösteren toplam üretim 1 milyon 419 bin 464 adet olarak gerçekleşti. 2024’e göre yüzde 4 azalan otomobil üretimi ise 872 bin 538 adet oldu. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 1 milyon 445 bin 921 adet olarak gerçekleşti. Ticari araç grubunda, 2025 yılında üretim yüzde 19, hafif ticari araç grubunda yüzde 21, ağır ticari araç grubunda ise yüzde 1 arttı. 2024 yılına göre ticari araç pazarı yüzde 8, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 10 artarken ağır ticari araç pazarı yüzde 4 geriledi. 2025’te, bir önceki yıla göre toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 4 artarken otomobil ihracatı ise yüzde 8 azaldı. Bu dönemde, toplam ihracat 1 milyon 57 bin 920 adet, otomobil ihracatı ise 599 bin 687 adet düzeyinde gerçekleşti. 2025 yılında toplam pazar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 1 milyon 413 bin 903 adetten kapandı. Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 11’lik artış sağladı ve 1 milyon 84 bin 496 adede ulaştı.
Otomotiv sanayinin 2025 yılında 41,5 milyar dolar ihracat rakamı ile bugüne kadar yapmış olduğu en yüksek ihracat rakamına ulaştığını vurgulayan OSD Başkanı Cengiz Eroldu, bu başarının Türkiye’nin cari açık yaşadığı bir dönemde Türkiye’ye büyük bir katkı sağlayan sektör konumunda olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Avrupa’da en önemli hafif ticari araç üreticisi ülkelerden biri olması nedeniyle hafif ticari araç ihracatındaki 435 bin adetin bugüne kadarki en yüksek rakam olduğuna değinen Eroldu, “Otomotiv sanayi Türkiye’de yatırım yapmaya devam eden, büyük yatırımlar gerçekleştiren bir sanayidir. 2025 yılı, bu yatırımların somut sonuçlarının alındığı bir yıl olmuştur. 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatından aldığımız pay, yüzde 16,5’ten yüzde 17,6’ya yükseldi” dedi.
Türkiye’nin hala otomobil ihracatından daha fazla ihracat yapan bir konumda olduğunu ve en önemli sorunlardan birinin otomobildeki dengesizlik olduğunu vurgulayan Eroldu, “Bu durum, otomotiv sanayinin doğrudan sorumluluk alması gereken alanlardan biridir. Türkiye’de otomotiv yatırımlarının artırılması, iç pazara daha fazla Türkiye’de üretilmiş otomobilin sunulması büyük önem taşımaktadır. 7,7 milyar dolarlık açık Türkiye ekonomisi açısından son derece önemlidir” açıklamasında bulundu.
Son dönemde ana sanayi ihracatının, komponent ihracatına kıyasla daha hızlı büyüdüğüne dikkat çeken Eroldu, “Burada, Euro–Amerikan doları paritesinin olumlu etkisi önemli bir rol oynamaktadır. Bu etkiyi dikkate aldığımızda, tedarik sanayi ihracatının yeterince büyümediği görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, 2024’ten itibaren başlayan ve 2025 yılında da devam eden kur-enflasyon farkı nedeniyle yaşanan rekabetçilik kaybıdır. Keza benzer şekilde ana sanayi de rekabetçilik kaybından etkilenen bir oyuncu durumunda” dedi.
En önemli risk rekabet kaybı
Otomotiv sektöründe yatırım kararlarının uzun vadeli alındığına ve bugüne yansıyan rakamların iki yıl öncesinde alınan yatırım rakamlarının sonuçları olduğunu belirten Eroldu, rekabetçilik kaybının etkilerinin orta vadede belirgin şekilde hissedilme riski bulunduğuna dikkat çekti. Eroldu, “Bu noktada otomotiv sanayine düşen temel görev açıktır: Hem ana sanayi hem de tedarik sanayi tarafında daha verimli çalışmak ve rekabet gücümüzü, hayata geçireceğimiz verimlilik odaklı çalışmalarla desteklemek. Bu yaklaşım, sektörün sürdürülebilirliği açısından son derece kritik bir öneme sahiptir” açıklamasında bulundu.
Hedef, kapasite kullanım oranını yükseltmek
Otomotiv pazarının 2025 yılını rekor satış rakamlarıyla kapatmasına rağmen yerli araç satışlarında 2024 yılına göre %2’lik düşüş ile bugüne kadarki en düşük rakam olduğuna dikkat çeken Eroldu, “Kapasite kullanımını iyileştirmeyi başarabilirsek buna paralelde iç pazarda yerli payının arttığını da göreceğiz” dedi. Otomotiv sanayisini geleceğe hazırlayacak önemli bir başka konu da Ar-Ge performansı olduğuna değinen Eroldu, “Geçen seneye göre Ar-Ge ihracatımızı yüzde 33 artırarak 294 milyon dolar seviyesine çıkardık. Bu yılda da ülkedeki Ar-Ge performansını, Ar-Ge altyapısını daha da geliştirme konusunda çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“Türkiyesiz Avrupa otomotiv sanayi zor”
Ay sonunda açıklanması beklenen “Made in Europe” konusu hakkında değerlendirmede bulunan Eroldu, “Avrupa’nın en önemli hafif ticari araç merkezi, en önemli otobüs üretim merkezi aslında Türkiye. Bu açıdan çok büyük tamamlayıcı rolümüz var bizim Avrupa Birliği içinde. Biz de Avrupa için rekabetçi, esnek, öngörülebilir ve güvenilebilir bir ticari partneriz aslında, iş ortağıyız. Yani bu açıdan “Made in EU” konusunun Türkiye’yi biz açıkçası olumsuz etkilemesini beklemiyoruz ama bu bir risktir, Türkiyesiz bir Avrupa otomotiv sanayi biraz zor ayakta kalabilir yani kendisini devam ettirebilir. O açıdan da yönetilmesi gereken bir konu” dedi.
2026 yılı öngörülerinin neler olduğu hakkında OSD Başkanı Cengiz Eroldu, “Yılın başında yaptığımız ilk projeksiyona göre, 2026 yılının hem üretim hem de ihracat açısından 2005 yılına paralel bir seyir izlemesini bekliyoruz. Burada iki temel faktör öne çıkıyor; Birincisi, Avrupa Birliği pazarında —özellikle hafif ticari araç segmentinde— gözlemlediğimiz daralma sinyalleri. Bu eğilimi net biçimde görüyoruz. İkincisi ise bunu absorbe edecek yeni yatırımlarımız, yeni markalarımız ve ürünlerimiz devreye girecek. Bu çerçevede, söz konusu riskleri 2026 yılında bertaraf edebileceğimizi ve en azından 2025 yılında elde ettiğimiz başarılı sonuçları 2026 yılında da tekrarlayabileceğimizi öngörüyoruz” açıklamasında bulundu. Eroldu, 2026 yılı için hurda teşviki beklemediklerini açıkladı.

